Perşembe, Ocak 05, 2006

Karışık...


Gün geçtikçe daha da karışıyorum. Yeni açtığım beyaz sayfayı dolduramıyorum. Çünkü aklım sende kaldı. Toparlayamıyorum aklımı. Kötü bir şey be bu. Yani aklının başkasında olup, onun sana yaklaşamaması. Ben yaklaştım işte, denedim. Yani başka ne yapabilirim. Onu buluşalım diye ikna edip dudaklarına yapışıp, sonra düşünmene gerek yokmuş bak mı deseydim? O bunu sevmezdi bence. Hatta fazla laubali gelirdi belki. Nasıl gelirdi bunu bilemeyeceğim tabii. Çünkü bilmiyorum der ve işin içinden sıyrılır kendisi.

Artık beni isteyip istemediğini bile bilmiyorum. Ya da yazdıklarını bana mı yazıyor, yoksa diğer kişiye mi? Bir yandan benimle konuşurken diğer yandan da onunla mı konuşuyor? Bilmiyorum ve yanıtlarını da aramıyorum artık. Çünkü artık benim yanıt arama değil, onun cevap verme zamanı ama o yine bilmiyorum der ve cevap vermez ki...

Belki de işine yarıyor bu. Böylece benden kurtuluyor yavaş yavaş... Halbuki ben onu öyle istiyorum ki, bunu bir de o anlayabilse, her şey yoluna girerdi belki. Risk almak gerekir bazen. Riski karşılayamasan da, risk alamaya değer şeyler vardır. Çok değerli birisi değilim ama en azından benim için risk alınmasını çok isterdim. En azından denemek lazım...

Seni özlüyorum çok...

Başka ne diyebilirim ki?

...

1 yorum:

'Thought & Humor' dedi ki...

There is a time for everything,
a season for every activity
under heaven. A time to be
born and a time to die. A
time to plant and a time to
harvest. A time to kill and
a time to heal. A time to
tear down and a time to
rebuild. A time to cry and
a time to laugh. A time to
grieve and a time to dance.
A time to scatter stones
and a time to gather stones.
A time to embrace and a
time to turn away. A time to
search and a time to lose.
A time to keep and a time to
throw away. A time to tear
and a time to mend. A time
to be quiet and a time to
speak up. A time to love
and a time to hate. A time
for war and a time for peace.

May 2006 be
your time to laugh,
embrace & receive
personal peace,
Dr. Howdy